Oyun Kültürü

Oyun Dünyasına Damga Vurmuş En Önemli 8 Kadın Karakter

Oyun dünyasında da, diğer pek çok alanda olduğu gibi, kadınların seneler boyu ne yazık ki göz ardı edildiği su götürmez bir gerçek. Oyunlarda çoğu zaman kadın karakterler, gözleri yaşlı bir şekilde oyunun ana karakteri tarafından kurtarılmayı beklemekten öteye geçemedi. Dahası çoğu yapımda kadınlara, göze hoş gelen bir obje olarak davranıldı. Fakat yıllar geçtikçe ve dünya genelinde zihinlerdeki örümcek ağları temizlendikçe, bunun yanlış olduğu inanan yapım şirketleri ortaya çıktı. Oyunlarda daha çok ilham verici kadınlara rastlar olduk.

Oyunlarda yer alan, kadınları hak ettikleri üzere temsil etmiş, karakterleri sizler için bir araya getirdik. İşte oyun dünyasına damga vurmuş 8 kadın karakter:


1) Prenses Zelda – The Legend of Zelda

Listemizin ilk sırasında, Hyrule Hanedanlığının bilge ve yardımsever prensesi Zelda yer alıyor. Otuz yılı aşmış efsanevi oyun serisine adını veren Prenses Zelda, oyun dünyasının ilk ve en güçlü kadın figürlerinden biri. Yapımın ana karakterlerinden biri olan prenses, seride Bilgelik Triforce‘nun ana taşıyıcısı Bilgelik Tanrıçası Nayru ile ilişkilendirilmiştir.

Nayru‘nun ışığında geniş bir ileri görüşlülük ve muhakeme yeteneğine sahip olan Zelda, çoğu zaman Link‘e yolculuğunda rehberlik eder. Fakat genç prensesin yetenekleri bunlarla sınırlı değildir. Seri boyunca her türlü büyüde usta olduğunu gösteren Zelda, aynı zamanda kılıç ve yay kullanmakta da oldukça yeteneklidir. Yıllar boyu sayısız güç durumdan üstün kabiliyetleri sayesinde çıkmayı başaran Zelda, oyun dünyasının ilk güçlü ve çok yönlü kadın karakteridir.


2) Lara Croft – Tomb Raider

Bu listeyi hazırlarken aklımıza gelen ilk isimlerden biri Lara Croft oldu. Bunun en büyük nedeni, kendisinin uzun bir süredir oyun dünyasının en güçlü kadın figürlerinden biri olması.

Lara Coft‘un hikayesi aslında 1980’li yıllara damga vurmuş Indiana Jones serisiyle başlıyor. Steven Spielberg‘ün beyaz perdede yarattığı “Kötülerle savaşan kahraman arkeolog” tiplemesi, seyirciler tarafından çok sevilmişti. Bu karakter doksanların ikinci yarısında video oyunlarına taşınırken, ana karakterin kadın seçilmesi ise oldukça cesur bir hareketti. Zira o zamanlar tamamen erkek ana karakter egemenliğindeki oyun dünyasına, ilk kez tüm hikayeyi tek başına sırtlamış kadın karakter geliyordu.

Devamında Lara Croft, üstlendiği öncülük vazifesinin altından başarıyla kalktı ve ilk Tomb Raider oyunu, oyuncular tarafından çok sevildi. Gelen devam oyunlarıyla seri zirveyi gördü ve pek çok ödülü bünyesine kattı. Silahlı direniş örgütlerinden, antik uygarlık tanrılarına kadar düşmanlarını alt eden Lara Croft ise en büyük zaferini körelmiş bir zihniyete karşı kazandı. Lara açtığı yolu takip edenler sayesinde oyun dünyası pek çok ikonik kadın karakter kazandı.


3) Ellie Williams – The Last Of Us

Etrafta zombilerin cirit attığı, post apokaliptik bir dünyada, içinde yer almayı hiç istemeyeceğiniz durum hangisidir? Zombilerle etrafı sarılmış bir şekilde bir mekanda kısılmak mı? Yoksa gece karanlığında bir ormanda yürümek zorunda olmak mı? Tabii en basitinden zombi olmamayı da isteyebilirsiniz. Benim için ise, dünyayı kurtaracak olmama rağmen bir yandan silahlı örgütler tarafından kovalanıp, diğer yandan aç zombiler uğraşarak hayatta kalmaya çalışmak listenin başlarında gelir. Bu kabus gibi senaryodan, alnının akıyla çıkan Ellie Williams ise hiç şüphesiz oyun dünyasının en belalı kadın karakterlerinden biri.

The Last Of Us‘ın oyuncular tarafından çok sevilmesinin nedenlerinden biri, Ellie‘nin karakteridir. İçinde bulunduğu duruma inat hayatta kalmaya çalışan kahramanımız, en zor durumda bile pes etmeyip mücadeleyi sürdürmüştür. Sadece adından emin oldukları bir örgütün peşinde kilometreleri kat eden Ellie, azmi ve cesaretiyle oyun dünyasının en önemli figürlerinden biri. Bu yüzdendir ki eski bir dosta yıllar sonra kavuşmanın hasretiyle The Last Of Us 2‘yi bekliyoruz.


4) Amanda Ripley – Alien: Isolation

Alien serisinin ünlü oyunu ‘Alien: Isolation’da baş rolü oynayan Amanda Ripley, oyunu oynarken rolüne en çok büründüğümüz karakterlerden de bir tanesi. Oyun boyunca onun korkusu bizim korkumuz, onun çaresizliği bizim çaresizliğimiz ve onun becerileri de bizim becerilerimiz. Ünlü karaktere, oyunu oynarken kendimizi öylesine kaptırıyoruz ki adeta Amanda‘nın kalp atışlarını hissedebiliyoruz.

Oyunun başında bir uzay istasyonunda mahsur kalan Amanda Ripley‘i oynayarak etrafı incelemeye başlıyor ve neticesinde ters giden bir şeylerin olduğunu anlıyoruz. Bir zaman sonra uzay istasyonunun bir uzaylı tarafından işgal edildiği ve bütün canlıları öldürmek için havalandırmalarda dolaştığını fark ediyoruz. Sonrası tamamen bizim becerilerimize ve soğuk kanlı hareketlerimize kalıyor. Amanda‘yı hayatta tutmak hiç de kolay olmuyor ama pes etmeden defalarca Amanda‘yı içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için oyunu oynuyoruz.


5) Six – Little Nightmares

Bazen sahip olduğunuz güç, içinde bulunduğunuz dünyaya karşı gösterdiğiniz cesaretle ölçülür. Little Nightmares‘in sarı yağmurluklu, küçük kahramanı Six için de bu durum geçerli. Oyunda Six, usta Hayao Miyazaki‘nin eseri Ruhların Kaçışı’nın oldukça çirkin bir paralel evreninde hayatta kalma mücadelesi verir. Obur ve doyumsuz insanların akşam yemeği olmama mücadelesi verdiğimiz Little Nightmares, oyunculara çok önemli bir öğüt veriyor: Korkularınızı yenmek için onlarla yüzleşmeli ve savaşmalısınız. Tamamen kendisine karşı koca bir dünyada bunun savaşını veren minik kahramanımız Six, tam da bu yüzden listemizde yer almayı sonuna kadar hak ediyor.


6) Senua – Hellblade: Senua’s Sacrifice

Yaşadığımız modern dünyada bile genetik bir bozukluğa sahip insanlar, çevreleri tarafından acımasızca hor görülebiliyor. Özellikle de gelişmemiş toplumlarda, herhangi bir akıl hastalığına sahip olan insanlar, rahatsızlığının üstünde durulmadan “deli” olarak yaftalanıp, insanlar tarafından dışlanabiliyor. Günlük hayatta bile mağdurlarını çileden çıkartan bu durumun, sırf biraz farklılar diye insanların cadı diye avlanıp yakıldığı Orta Çağın karanlık zihniyetinde ne kadar zor olabileceğini tahmin bile edemeyiz. Orta Çağ İskandiavyasında, psikozlu bir genç kadının serüvenini konu alan Hellblade: Senua’s Sacrifice, bu sebeplerden ötürü hikayesi ve ana karakteriyle değerli bir yapım.

Oyunda, genç bir kadın olan Senua, sevdiği kişiyi yakın bir zamanda kaybetmiştir. Öldürülen sevgilisini geri getirmek isteyen Senua, İskandinavya mitolojisinin cehennemi olarak adlandırabileceğimiz Hel‘e gitmektedir. Yol boyu canavarla ile savaşan ve kadim rünleri çözerek hedefine varmaya çalışan Senua‘nın, macerasındaki en büyük yardımcısı ve aynı zamanda çilesi hastalığıdır. Küçük yaşta hasta olduğu babası tarafından fark edilen karakterimiz, yıllar boyu içinde bir şeytan yaşadığına inandırılmış ve hastalığı daha da tetiklenmiştir. Bir psikoz hastasının gerçeklikle arası bozuk ilişkisini yakından deneyimlediğimiz için Hellblade: Senua’s Sacrifice emsallerinin çok ötesinde bir oyun. Yine aynı sebeplerden ötürü de Senua, oyun dünyasında benzeri olamayan bir karakter.


7) Kara – Detroit: Become Human

Oyunun incelemesi için buraya tıklayabilirsiniz.

Ayrımcılık, hiç şüphesiz insanlığın en büyük utançlardan biri. Her alanda bir şekilde karşımıza çıkan ayrımcılık ile pek çok kişi savaşıyor ve savaşmaya devam edecek. Küçük farklılıklara takılıp, sonunda hepimizin birer insan olduğunu unutma gafletini konu alan, sanatın her dalında olduğu gibi, video oyun dünyasında eserlerle karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz yıl çıkan Detroit: Become Human‘da bu sözünü ettiğimiz eserlerin en yeni ve güzel örneklerinden biri. Toplumda ötelenen bir kısmı, belki de çok uzak bir geleceği konu alarak anlatan yapım, anlattığı hikayeler ile oyuncuların gönlünü fethetti.

Yıllardır insanların hizmetinde olan Androidlerin, yaşamın farkına varıp, haklarını istemesini konu alan oyunda Kara, hikayenin dayandığı üç sacayaktan biriydi. Karakterimiz, oyun boyu kendisine karşı cephe almış bir toplumda hayatta kalmanın mücadelesini verir. Sınırı geçip yeni bir hayat kurmanın peşinde olan Kara‘ya tüm bu serüvende bakıcılığını yaptığı Alice eşlik eder. Kızı olarak gördüğü Alice için çeşitli tehlikeler giren Kara, bir kadının sevdikleri için neler yapabileceğinin en önemli göstergesi.


8) Gris – GRIS

Oyunun incelemesi için buraya tıklayabilirsiniz.

Açıkçası beni az çok tanıyanlar, elime geçen her fırsatta Gris‘i övdüğümü iyi bilir. Zira kanaatimce hikayesiyle, sanat işiyle, anlattığı ve hissettirdiğiyle baştan sona harika bir yapım olan Gris ne kadar övülse az. Yapımın, baştan sona beni bu kadar etkisi altına almasının en büyük nedenlerinden biri de, oyuna adını veren ana karakter Gris.

Birinin güçlü olarak adlandırılması için illa da yarı tanrıları dize getirmesine ya da nice dünyaları fethetmesine gerek yok. Söz konusu oyunda olduğu gibi sevdiğiniz birinin kaybına karşı verdiğiniz mücadelede de sizi güçlü kılar. Duygusal çöküntünün içerisinde bir karakterin, içinde bulunduğu depresyona karşı verdiği mücadelesine ortak olduğumuz Gris, anlatılmaktan çok oynanmaya ihtiyaç duyulan bir oyun. Bu listede saydıklarımızın içerisinde belki de en içselleştirebilecek karakter olan Gris, sonuna kadar saygı duymayı hak ediyor.


Elbette ki oyun dünyasına damga vuran kadın karakterler 8 tane ile sınırlı değil. Siz de en sevdiğiniz kadın karakterleri bizimle yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Kubilay Koyuncuoğlu

Mahallenizin dost Gamist Editörü. Doğuştan Silivrili, soğuk sever. Oyunlar arası ayrım yapmaz, strateji oyunlarına bayılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Kapalı
Kapalı