Oyun Kültürü

Efsanevi Oyun Serisi: Half-Life Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Gordon Freeman ve macerasının pek bilinmeyen yönleri huzurlarınızda.

Gezegen üzerinde, baştan aşağı efsaneleşmiş, kült sayılabilecek çok az video oyun eseri var. Half-Life serisi ise bu nadir yapımların başında gelir. 1998 yılında piyasaya adım atan Half-Life, harika hikaye anlatımı ve diğer yapımlarda pek görülmemiş yenilikleriyle büyük bir başarı yakalamıştı. Ağızlarda tat bırakan ikilemesi ve gelmek bilmeyen üçüncü oyunuyla Half-Life, birçok oyuncu için gelmiş geçmiş en iyi FPS oyunu.

Oyun dünyasının en önemli kilometre taşlarından biri olan seriyi, az bilinen yönleri ile kaleme aldık. İşte huzurlarınızda efsane oyun serisi Half-Life hakkında bilinmesi gerekenler.


Efsanevi oyunun kökenleri, yazar Stephen King’in en ünlü eserlerinden biri olan “Sis”e dayanır.

Başka evrenden geldiği düşünülen yaratıkların, gezegeni işgal etmesini konu edinen Sis, oyunun senaryo yazarı Marc Laidlaw‘a ilham kaynağı olur. Kitabı tekrar tekrar okuyan Laidlaw, sonunda hayranı olduğumuz Half-Life evrenini ortaya çıkarır.


Valve çalışanları yapım aşamasında oyundan Quiver kod adıyla bahseder. Sadak anlamına gelen bu isim de King’in eserine bir göndermedir.

Eserde yaratıklar temren anlamına gelen “Arrowhead” adlı gizli bir projeden ortaya çıkmıştır. Valve esere duydukları saygıdan Quiver ismiyle piyasaya sürmeyi düşünür. Fakat yapım şirketi, oyunun temasını bilimsel bir isimle daha doğru aktarılacağına karar verir ve kimyada ömür süresini yarılamış maddeler için kullanılmakta olan Half-Life terimi nihai seçim olur.


Half-Life yaratılırken tek ilham alınan Stephen King değildir. Gordon Freeman yaratılırken ünlü film serisi Hayalet Avcıları örnek alınmış.

Gordon Freeman tasarlanırken, Hayalet Avcıları‘nın arka planda kalmış profesörü Egon Spencer örnek alınmış. Daha belalı bir dünyada, çok daha belalı bir Egon yaratma amacıyla yola çıkan Valve, sonunda ortaya Half-Life‘ın ana karakterini ortaya koymuş. Ayrıca Half-Life dosyalarına bakınca, oyundaki gluon silahının ‘weapon_egon’ olarak kaydedildiğini de görebilirsiniz.


Tabii Gordon Freeman son halini gelene kadar pek çok aşamadan geçmiş. Son halini almadan önce kahramanımız, uzun sakallı ve mohawk saç kesimli bir bilim adamıdır.

Kızıl saç, sakalları ve patlak gözleriyle oldukça sıra dışı duran bu karakterin kod adı ise Ivan the Space Biker‘dır. Daha sonrasında Ivan’dan vazgeçilmiş ve top sakalıyla, gözlükleriyle tanıdığımız Freeman ortaya çıkmış.


Gordon’ın yanı sıra seride  yer alan tüm insanlar gerçek hayattan modellenerek yaratılmıştır.

Alyx ve Doctor Wallace gibi ana karakterlerden tutun da isimsiz bilim insanlarına kadar herkes gerçek insanlardan modellenmiş. Fakat bu işlem yapılırken, maliyeti düşürmek adına adeta sokaktan insan toplanmış. Örnek olarak seride büyük bir önemi olan Doktor Eli Vance karakteri, yemek parası karşılığında evsiz biri modellenerek ortaya çıkmış.


Half-Life 3’ün oyuncular tarafından yıllardır beklendiği su götürmez bir gerçek. Fakat planlanan süreden geç çıkmak Half-Life’ın genlerinde var.

1997 yılında çıkması planlanan Half-Life oyunu ilk eleştirilerde sınıfta kalır. Piyasadaki emsallerinden oldukça geride olan oyun, Valve tarafından revizyona alınır, yapımına sıfırdan başlanır. Karakterden hikayeye, büyük değişiklikler yaşayan Half-Life, revizyon sonucu bugün bile konuştuğumuz haline bürünür.


Half-Life ilk oyunu çıktıktan sonra büyük bir ün kazanır ve beş yılın sonunda 10 Milyonu yakalayacak bir satış miktarına ulaşır. Fakat oyun ilk başta Almanya Hükumetinden gerekli izinleri alamaz.

Şiddet düzeyinin fazla olması neden gösterilerek, Valve’den oyunu sansürlemesi istenir. Şirket ise çareyi düşman insanları robotlara, kanı ise makine yağına çevirmekte bulur. Böylelikle de efsanevi oyun Alman oyuncuların da beğenisine sunulur.


Half-Life’ın en büyük gizemlerinden biri: Gabe Newell Odası.

Valve, oyunlarına sürpriz bölümler ve detaylar yerleştirmeyi seven bir yapım şirketi. Şirketin, Half-Life‘da yer alan en büyük gizemi ise Gabe Newell odası. Oyuncular tarafında c1a1c haritasıyla erişebilen odanın duvarları, enden boya Newell’ın fotoğraflarıyla kaplanmış ve neden olduğu hala büyük bir sır.


Dr. Arne Magnusson’un patlayan güveçleri…

Half-Life ilk piyasaya çıktığında, oyunculara sunduğu en büyük yeniliklerin başında eşyalar ile kapsamlı etkileşim içinde olma imkanı sunmasıydı. Oyuncular mikrodalga fırınları bile dilediği kadar açıp kapayabiliyordu. Tabii bunu yaparken kendilerini kaptırıp, etkileşim tuşuna fazla basarlarsa fırının içindeki güveç patlıyordu. Fakat daha sonra öğrendik ki yemeğin bir sahibi varmış.


Olayların iç yüzünü bir sonraki oyunda Dr. Magnusson anlatıyor.

Black Mesa kurtulanları arasında yer alan Magnusson, olay öncesi Eli Vance ve Dr. Kleiner‘ın yakın arkadaşıdır.  İkinci oyunun başında Freeman’a gideceği yolu tarif eden Magnusson’un son cümleleri ise ilk oyundaki kabahatimizden haberdar olunduğu gün yüzüne çıkarmıştı:

“…Eğer her şeyi yoluna koyarsan Black Mesa’dan önce yaptıkların için seni affederim Freeman. Ne demek istediğimi anladın değil mi? Mikrodalgada fırındaki güveci kastediyorum.”


İlk oyunun ardından ikinci oyunda büyük bir ilgi görür ve 2010 bitmeden Half-Life ikilisinin satış rakamları 25 milyonu geçer. Artık oyuncuların aklında tek bir soru vardır: Half-Life 3 ne zaman gelecek?

Valve‘nin yıllardır bir girişimi olduğu biliniyordu fakat bir türlü sonuca varılamadı. Bunun en büyük nedenler olarak ise yazılan senaryoların eksik olması yanı sıra değişen FPS anlayışının Half-Life‘a uygun görülmemesi gösterildi. Bunun üzerine ise oyunun en büyük emektarlarından Marc Laidlaw şirketten ayrıldı.


Marc Laidlaw Valve’dan ayrılması ile beraber Epistle 3 adında bir metin paylaşır. Metin, Laidlaw ayrılmadan önce yazdığı Half-Life 3 ya da Half-Life 2: Episode 3 senaryosu olarak kabul ediliyor.

Gertie Fremont ve Elly Vaunt‘un Hyberbeam adlı bir gemide Disperate adlı düşman birliğe karşı verdikleri mücadele anlatılan hikayede bariz bir şekilde isimler değiştirilmiş. Gordon Freeman Gertie Fremont’a dönerken, Alyx Vance Elly Vaunt olarak huzurlara çıkıyor. Borealis gemisini ve Combine adlı örgütle birlikte diğer tüm tanıdıkları da hesaba katınca olası Half-Life 3 senaryosu ortaya çıkıyor. Söz konusu yazıya bu linkten ulaşabilirsiniz.


Dahası Laidlaw’un hikayesi planlanan tek Half-Life oyunu değildi. İlk ve ikinci oyunlar arası geçmesi öngörülen bir oyun Arkane Studios’a sipariş verilmişti.

Fakat Return of Ravenholm kod adıyla tasarlanan oyunun senaryosu beğenilmeyince, proje de tamamen rafa kalktı.


Sonuç olarak o hiç gelmeyecek devam oyunuyla Half-Life serisi, tüm zamanların en iyi FPS oyunlarından biri. Her ne kadar bizim bir ümidimiz kalmasa da, belki bir gün Half-Life 3 incelemesini de bu sayfa da yazmak kısmet olur, ne dersiniz?

İlgili İçerik: Oyun Dünyasının Kült Eseri: Mario Bros. Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İlgili İçerik:  Steam’in Lordu Gabe Newell Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Kaynak
'Half-Life' retrospective: The game that changed shooters foreverAmazing Facts About The Half Life Series You Probably Don’t KnowAnalysis: Valve's Lifetime Retail Sales For Half-Life, Counter-Strike Franchises

Kubilay Koyuncuoğlu

Mahallenizin dost Gamist Editörü. Doğuştan Silivrili, soğuk sever. Oyunlar arası ayrım yapmaz, strateji oyunlarına bayılır.

4 Yorum

  1. Biraz hatta bazi yerlerinde fazla fazla diğer kaynaklardan “Esinlenme” sezmekle beraber biraz da özensiz buldum hele ki çeviriler. Örneğin, orjinal metinde mikrodalgadaki güveç değil, Microwave incident der Magnusson.
    3 belki gelir gelmez ama tarihe bakilirsa Half Life hep FPS’nin dibe vurduğu anlarda yenilikler getirerek türü tekrar ayağa kaldırmıştır yani şu an gelmez. Valve in de isine gelmez ne yapılırsa yapılsın beğenilmeyecek sonuçta.

    1. Şahsımca Half-Life tarzı FPSler şu anda çok da rağbet görmüyor. Bu yüzden HL3’ün gelmeyeceği konusunda sana katılıyorum. Maddeleri daha öncesinde yazılmış birçok yazı ve forum yorumlarını okuyarak oluşturdum. Doğal olarak esinlenme hissi vermiş olabilir. Nihayetinde çeviri hissinden uzak bir yazı ortaya koymak istedim. Her şey bir yana, yorumun için minnettarım, gelişimimde payı olacaktır.

    2. Mehter’e bu konuda katılıyorum. Makalenizi okurken bilgilerin çoğunluğunun Lemmino ve Ahoy isimli Youtube kanallarından geldiğini sezdim. Kapak olarak koyulan fotoğraf da zaten Ahoy’un kendi tasarladığı thumbnail’dan alınmış. Yine de yazım yanlışı, mantıksız cümleler görmedim. Saydıklarım haricinde oldukça güzel bir makale. En nihayetinde İngilizce bilginizi takdir ediyorum.

      1. Ömer Faruk öncelikle yorumun için çok teşekkür ediyorum. Yukarıda da dediğim gibi, bu tarz liste içerikleri oluştururken bizden önce kaleme alınmış pek çok kaynaktan yararlanıyoruz. Bu yüzden ister yerli olsun ister yabancı pek çok benzer kaynağa rastlamak mümkün. Açıkçası ben bu tarz bir içeriği yazarken yazılı kaynaklardan yararlanmayı tercih ediyorum. Yazma süreci uzun olduğu için bu durum bana bir nevi kolaylık sağlıyor. Ayrıca yazı ortamında bilginin daha doğru ve net verildiğini düşündüğüm için yazılı kaynakları diğerlerine kıyasla daha güvenilir buluyorum.
        Bu noktada benim hatam, tüm bu kaynakları yazıda paylaşmayı es geçmiş olmam. Fakat artık içeriğin genel altlarını oluşturan kaynaklara, yazının hemen altından ulaşabilirsiniz. Umarım bu eklentiyle ile birlikte kafadaki soru işaretlerini de kaldırmışımdır. Yorumun için tekrar teşekkürler, iyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Kapalı
Kapalı