John_Carmack_Gamist

Doom’dan Oculus’a: John Carmack’ın Başarılı Hayat Hikayesi

Bazı insanlar yaptıklarını durmak bilmeksizin ileri taşımaya çalışırlar. Çalışmak, yeni şeyler başarmak, insanlığa bir şeyler katmak onlar için adeta bir bağımlılıktır. Oyun dünyasında da bu sektörü değiştiren, şekillendiren pek çok insan oldu lakin John Carmack kadar inovatif ve çalışkanı var mıdır tartışılır. İsmi bir Hideo Kojima, Gabe Newell veya Sid Meier kadar duyulmamış da olsa kendisi de oyun dünyasının en önemli isimlerindendir.


Hayat Hikayesi

20 Ağustos 1970’te doğan John Carmack, yerel bir kanalda haber muhabiri olan Stan Carmack’ın oğlu. Henüz çocukluğunda yaşıtlarından farklı olarak FRP tarzı Dungeons & Dragons’a, bilim kurgu kitaplarına ve çizgi romanlara merak sarmış.

Bilgisayar henüz yaygınlaşmaya başladığında ilgilenmeye başlamış hatta bu ilgisi ona kötü şeyler de yaşatmış. Daha henüz 14 yaşındayken okulundan Apple II model bilgisayarı çalmaya çalışırken yakalanmış ve bu yüzden bir yılını psikolojik tedavi görerek ıslah evinde geçirmiştir.

Liseden en yüksek puanla mezun olan John Carmack, Kansas University of Missouri’de 2 sömestr okuduktan sonra okulu bırakarak Mark Zuckerberg, Bill Gates ve Steve Jobs’ın başını çektiği kervana katılmıştır.

Üniversiteyi bıraktıktan sonra serbest çalışan olarak yazılımla uğraşan John Carmack 1989 yılında ilk oyunu olan Shadowforge’u geliştirdi. Softdisk şirketinde çalışmaya başlayan Carmack burada, birlikte büyük işler başaracağı John Romero, Adrian Carmack ve Tom Hall ile tanıştı.

1990 yılında Carmack iş arkadaşlarıyla birlikte, yayıncılığının Apogee Software tarafından üstlenilen Commander Keen serisini geliştirdi. Oyunun iyi satılıp popülerleşmesi ile cesaretlenen Carmack Softdisk’ten ayrıldı ve Tom Hall, John Romero ve Adrian Carmack ile birlikte 1 Şubat 1991’de Texas merkezli id Software’i kurdu.

(Soldan sağa Tom Hall, John Romero, Adrian Carmack)

Oyun dünyası için devrim niteliğinde işler yapan bu firmanın hangi oyunları geliştirdiğine birlikte bakarak yazımın biyografi kısmını da geçmiş olalım.


Wolfenstein 3D

5 Mayıs 1992’de duyurulan Wolfenstein 3D oyun dünyasının en büyük ilklerinden biri. Oyunun başarısını, öncesinde 3D prototipi olarak Hovertank 3D ve Catacomb 3-D oyunlarından edinilen tecrübeye bağlamak yanlış olmayacaktır.

FPS (First Person Shooter) Tarzını oyun dünyasına kazandıran bu oyun yalancı 3D olarak isimlendirebileceğimiz bir sistem kullanıyor. Obje ve düşmanların 2D olduğu ancak görüntülerin birkaç açıdan sizin açınıza göre size sunulması sonucu 3D deneyimi sağlıyor. Seviye dizaynı ise 3D olarak tasarlanmış ve burada herhangi bir hile yok. Oyun dünyası için çok yeni bir fikir olan bu oyun birçok insanı da etkiledi.

(Catacomb 3D)

Ekip elbette güzel bir oyun yapmanın ödülünü de aldı. Wolfenstein 3D Carmack’e aylık 100.000 ila 200.000 dolar arasında gelir sağlıyordu. Dönemin şartları ve potansiyeline göre çok fazla olan bu para kimde olsa onu rehavete sürüklerdi. Aslında John Carmack farkını tam da burada ortaya koyuyor. Çalışmayı hiç bırakmadan daha önce yapılmamışı başarmak için yoluna durmadan devam etti. Hatta haftada 80 saati bulan sürelerde çalıştı da. Tabii bu sürede Ferrari koleksiyonu oluşturmayı da ihmal etmedi.

John Carmack’ın oyunun tasarımından 20 yıl sonra yaptığı bu oyuna dair röportajı da aşağıdan izleyebilir ve oyunu tekrar oynarken verdiği tepkilere de şahit olabilirsiniz.


Doom

Doom tartışmasız şekilde zamanının en ses getiren oyunuydu. Hem yalancı 3D‘nin tekrar yorumlanması hem de başarılı seviye dizaynıyla dikkat çekiyor üstelik Wolfenstein 3D‘ye nazaran daha akıcı bir oynanış sunuyordu. John Carmack‘ın kariyerindeki en önemli oyun olarak dahi nitelendirilebilir.

Günümüze kadar yaklaşık 20 milyon kopya satan Doom aslında belirsizlikler içerisinde bir oyun. Buradan kastım oyun içeriğiyle alakalı. Mekanı ve hikayesi tam olarak belirli olmayan Doom’da yönettiğimiz karakterin bile bir ismi yoktu. Kullanıcılar arasında “Doomguy” olarak ünlenen bu kimliksiz karakter oyuncuların hayatından çok saatler çaldı.

Doom, single oynanışın yanında arkadaşınıza karşı oynayabileceğiniz 2 ila 4 kişilik bir oyun modunu da barındırıyordu. Kullanıcıların hayatına Deathmatch(Ölüm oyunu) olarak girecek olan bu terim oyunu sıkılmadan saatlerce oynamayı mümkün kılıyordu. Oyun çıktığında sadece yerel ağ üzerinden multiplayer özelliğine sahipti ancak 1 yıl sonrasında internet üzerinden de bu desteği sağladı.

İnsanlar oyunu o kadar uzun süreler oynadı ki Carmack‘in başarılı olma nedeni olan işine odaklanma kısmını insanlar uygulayamaz oldu. Hatta bu nedenle Doom Killer isimli bir program bile geliştirildi. Program oyuncuların çok uzun süreler oyun başında kalmasını önlüyordu ancak işe yaradığı pek de söylenemez.

Burada dikkat çekmek istediğim nokta tüm bu olayların 1992-1993 yılları arasında yaşanması. İnsanların internet üzerinden oyun oynadığı ve aşırı derecede bağımlılık seviyesine dahi çıkan bu senelerde Türkiye’de 12 Nisan 1993‘de internet ilk kez ODTÜ ofislerinde deneyimlendi. Tabii bu trendin gerisinde kalmanın iyi veya kötü olması tartışılır. Bu kadar geç kalınmasına rağmen, internetin gelişinden sadece 2 yıl sonra 1995‘de ilk internet kafelerin kurulması ve bu sektörün çığ gibi büyümesi Türkiye’deki oyuncu topluluğunun da azımsanmayacak düzeyde olduğunu gösteriyor.


Quake

Serinin ilk oyunu olan ve 1996 senesinde piyasaya çıkan Quake‘i de Carmack’ın en önemli oyunları arasında gösterebiliriz. Hikaye modunda Wolfenstein ve Doom gibi önünüze gelen düşmanları alt edip sonraki seviyeye geçmek için geçiş kapısını bulmaya çalıştığınız oyunda asıl olarak dikkat çeken kısım multiplayer moduydu.

Oyuncular tarafından çok beğenilen multiplayer kısmı çetin bir rekabete dönüştü ve oyuncular kozlarını turnuvalarda paylaşmaya başladı. Çok sağlam refleksler isteyen oyun için ülkelerde takımlar kuruldu ve global düzeyde turnuvalar düzenlendi. Bu başarı Quake ile büyüyen nesiller ve büyük hayran kitlelerini de oluşturdu. Eğer siz de bir zamanlar bu oyunu oynamış ve atmosferine özlem duyuyorsanız 2017 yılında çıkan Quake Champions‘ı ücretsiz şekilde Steam üzerinden oynayarak özleminizi bir nebze giderebilirsiniz. Steam sayfasına yönlenmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Kendi geliştirdiği oyunun turnuvalarına kapılan John Carmack 1997‘de düzenlenen bir turnuvada iddialı bir söylemde bulundu. Kendisine çok mu güveniyordu yoksa bir pazarlama stratejisi miydi bilinmez ama kendisini yenene Ferrari 328 model arabasını vereceğini söyledi. Ve kader Carmack‘ın yüzüne gülmedi. Kaybeden Carmack sözünü tuttu ve Ferrari‘yi de Dennis “Thresh” Fong‘a teslim etti.


id Software

Öncelikle id Software‘in en başta okunuşuyla ilgili olan yanlışına değinelim. Burada id iki harfi ayrı ayrı heceleyecek şekilde yani “ay di” olarak okunmaz. Wolfenstein 3D oyun dökümanlarında geçen “That’s Id, as in the id, ego, and superego in the psyche” cümlesi ile Freud referanslı id, ego ve süperegodan kaynak alındığı iddia edilir. Bazen de John Romero ve Lane Roathe 1989‘da kurduğu Ideas From the Deep topluluğunun referans alındığı söylenir. Bu konuyu sizin yorumunuza bırakıyorum.

Id Software geliştirdiği oyunlar ile oyun dünyasının en önemli şirketlerinden de birisi. Özellikle Carmack açık kaynak kodunu desteklemeye çalıştı. Her yeni oyun motoru oluşturduğunda bir önceki oyunda kullanılan oyun motorunu lisansını geliştirici ve kullanıcılarla paylaşan id Software bu şekilde geliştiricilere de büyük destek sağlamış oldu. Bu yiğitliği herkes yapmaz!


Geliştiricilik ve Destek

Şirket sadece geliştirdiği oyunlarla değil gelişmesine sebep olduğu oyunlarla da oyun dünyasını büyük ölçüde etkiledi. Şuan oyun sektörünün kralı denebilecek Gabe Newell‘ın ilk ve en önemli oyunlarından Half-Life, Quake‘de kullanılan ve id Software tarafından paylaşılan oyun motorunun biraz geliştirilmesi ile elde edilen GoldSrc‘dir. Üstelik Half-Life bu sınıfta tek oyun değil. Medal of Honor ve Call of Duty gibi popüler oyunların da id Software‘in geliştirdiği oyun motorlarını kullandığını düşünürsek Carmack ve ekibinin yokluğunda oyun dünyasının şuan nerede olacağını düşünmek istemeyiz.

John Carmack‘ın en çok önem verdiği konulardan birisi de OpenGL kütüphanesi ve optimizasyon. Evet optimizasyon, duyunca sevindiniz değil mi? Çünkü günümüz oyunlarında pek de görmeye alışık olmadığımız bir kavram. Carmack bu konuda bir videosunda şöyle diyor:

“Teknolojinin bize sunduğu kolaylıkları (geliştiriciler olarak) sonuna kadar kullanıyoruz. Bu da son kullanıcının yenilikleri kullanması için daha çok para harcaması demek. Mühendislikte atom boyutlarında çalışıyoruz ve bazı şeylerin sınırına gelmiş olabiliriz. Son kullanıcıya daha ulaşılabilir olmak için optimizasyon konusunu geliştirmeli ve buna odaklanmalıyız.”.

Tabii ki bir çevirmen olmadığımı ve konuyu size daha iyi aktarmak için bazı yorumlar yaptığımı da belirtmek istiyorum. Hatta ingilizce bilenler için videomuzu da iliştirelim: (OR IN MINECRAFT)

OpenGL Carmack‘ın verimlilik açısından sürekli olarak savunduğu bir kütüphane. Hatta bir dönem Microsoft‘un yeni çıkan kütüphanelerine OpenGL‘i eklememesi sonucu Microsoft‘un üstüne epey yürüdü ve sonunda OpenGL‘i ekletmeyi de başardı


Oculus

VR teknolojisi günümüz için hala yeni bir teknoloji ve şuan için başarısız olduğunu söylemek de yanlış olmaz. Bunda aslında önyargıların etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz. İnsanların dünyadan soyutlanmaktan korkması ve ilk deneyimlerinde bu teknolojiye alışamamaları tekrar denemeye itmiyor açıkçası . “O ne öyle çok midem bulandı”, “Acayip başım döndü Altan” tarzı söylemlerle de VR epey kötülendi. Piyasada bu teknolojinin henüz ilk ürünleri olduğunu ve gelişme aşamasında olduğunu düşünürsek de haksız olduklarını söylemek yanlış olacaktır.

Üstte verdiğim videoda da Carmack bunun farkında olduğunu ancak 4 yıl içinde VR teknolojisinde çok güzel gelişmelerin olacağını belirtiyor. John Carmack‘ın daha önce yapılmamışı yapma çabası ve öncesinde de bu yönde kendini pek çok kez kanıtlaması bizi umuda sevk ediyor.

Pek çoğumuz bir oyun geliştiricisinin sektörden ayrılarak VR teknolojisine kafa yormaya başlamasını da garipseyebilir. Ancak konuştuğumuz kişi FPS(birinci şahıs nişan)‘in mucidi olan Carmack olunca durum biraz değişiyor. Zaten yıllar boyunca karakterin gözünden oyun dünyasının nasıl gözükeceğine kafa yoran birisi için VR dünyası tam da aradığı şey olmalı.


Armadillo Aerospace

Öncesinde John Carmack için bilim kurgu, Dungeons & Dragons, çizgi roman, oyun gelişimi ve Ferrari’lere ilgi duyduğundan bahsetmiştik. Bunların arasına roketleri de eklemezsek Carmack‘e büyük bir ayıp etmiş oluruz. İlgisinin o kadar yüksek olduğu bir dal ki Ferrari koleksiyonunun tamamını bu yolda sattı! Şu sıralarda da Tesla P85D model bir araç kullanıyor.

Armadillo Aerospace 2008‘de NASA‘nın gerekliliklerinin ilk seviyesini karşılayarak 350.000$, 2009‘da ikinci seviye gereklilikleri karşılayarak da 500.000$ para ödülünün sahibi olmuştur. Carmack bu kuruluşla uzay turizmi konusunda yatırım yapmayı düşünse de şu an bu teknolojinin oldukça pahalı olması yani son kullanıcı açısından ulaşılabilirliğinin kısıtlı olmasından dolayı projelerini bekletiyor.

2017‘de SpaceX projelerinde yaşanan bazı aksaklıklar hakkında sosyal medyada konuşan Carmack “Çarpışmalar konusunda yaptığım bazı konuşmalarda insanlar bunun bir saçmalık olduğunu söyledi ve beni bunun dışında tuttular” dedi. Şu an ise SpaceX‘in başarısı tüm dillerde. Armadillo Aerospace de bu başarıdan dilimini alabilirdi ancak talihsiz gelişmeler bunu maalesef engelledi.

Her şeye rağmen çalışmayı asla bırakmayan John Carmack‘ın hayatı umarım hepimize birer ders olur. Eğer buraya kadar okuduysanız pek çok şey hakkında fikirleriniz oluşmaya başlamıştır. Fikirlerinizi merak ediyor ve hepinize teşekkür ediyorum.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir