We. The Revolution [İnceleme]

Bugün çok özel bir oyunun inceleme yazısı ile karşınızdayız: We. The Revolution. Polyslash yapımı oyun; grafikleri, oynanışı ve en önemlisi de hikayesiyle oldukça ilgi çekici bir oyun. Özellikle tarih seven ve kaos ortamında elinde gücü bulundurmak isteyen oyuncuların seveceğini düşündüğüm We. The Revolution‘ın çok geçmeden incelemesine göz atalım.

We. The Revolution 18. yüzyılın sonlarına doğru Fransız Ihtilali’nde geçen bir oyun. Oyunda Fransa Ceza Yargıcı, Monsieur le juge Alexis Fidèle’yi canlandırıyoruz. Belli suçlardan mahkeme karşısına çıkan insanlara sorular yöneltip, suçlu olup olmadıklarına karar veriyoruz. Verdiğimiz kararların yargıçlık kariyeri üzerinde büyük etkileri oluyor.

Güç İçin Adalete Sırt Çeviren Bir Yargıç

Bir kişinin suçlu olup olmadığına karar verirken belli kriterleri göz önüne almanız gerekiyor. Bunların başında da tabi ki iddia edilen suçun tasvir edildiği mektup yer alıyor. Mektuptaki önemli noktalardan sanığa sorular soruyoruz. Sanık ise verdiği cevaplara göre jürinin ve dolayısıyla adaletin önünde suçlu ya da suçsuz durumuna düşüyor. Nihai kararı jüri ile paralel vermek önemli. Jüriye ters bir karar verirsek, hakim olarak ne kadar doğru olduğumuz sorgulanıyor.

Sanıklar hakkında karar verirken dikkat etmemiz gereken diğer bir unsur ise kamuoyu faktörü. Oyunda; halk, devrimciler ve aile olmak üzere üç grup bulunuyor. Her grupla ayrı bir ilişkimiz var ve verdiğimiz kararlar sonucunda bu ilişkiler artıya geçebiliyor ya da tam tersi kötüye gidebiliyor. Eğer herhangi bir grupla devrimci veya halk ile ilişkimiz sıfıra inerse de giyotinin sıradaki kurbanı biz oluyoruz. Bu yüzden bazı davalarda grupları memnun edecek kararlar vermek zorunda kalıyoruz. Örneğin tecavüz sanığını suçlu olmasına rağmen Bastille Baskını kahramanı olduğu için serbest bırakıyoruz.

Kitleleri etkilemek adına suçluları özgür bırakıp, masum insanları hapse ya da giyotine gönderirken jüri ile de ters düşmemek gerekiyor. Burada oyuncuya düşen ise eyyama başvurmak. Örneğin halkın ve devrimcilerin ölmesini istediği biri olsun, hatta bu kişi kral olsun. Genel olarak durum ve kanıtlar bu kişinin masum olduğunu gösterse de, kitlelerin sevgisini kazanmak için kralı öldürmeniz gerekiyor. Bu durumda doğruların etrafında dolanarak ve onları manipüle ederek kralı giyotine gönderebilirsiniz. Böylelikle hem halkı hem de jüriyi memnun etmiş olursunuz.

Giyotine Susamış Bir Halk

Kitleleri etki altına almanın diğer bir yolu ise giyotin idamları öncesi konuşmaları. Oyun size, ‘İdaaamm!’ diye bağıran kitlelerin önüne çıkıp, halatı çekmeden önce halkı etkileyecek konuşmalar yapmanıza fırsat sunuyor. Yeri geldiğinde metanetli konuşup, yeri geldiğinde ateşli kalabalığı gaza getirecek konuşmalar yapıp saygınlık kazanabilirsiniz. Bir yerden sonra bağımlısı olacağınız konuşmalar için yeri geldiğinde suçsuz insanları bile giyotine göndereceksiniz. Özellikle de idam sonrası gösterilen bir kare var ki… Zevk ve tiksinmenin bir arada yer aldığı o kare We. The Revolution hikayesinin özeti olmuş.

Oyunda bir de hiyerarşik düzen bulunuyor. İhtilal sonrası Fransa’daki yönetimi simgeleyen bu düzenin tepesinde ise tarihten de bilindiği üzere Maximilien Robespierre yer alıyor. We. The Revolution‘da hikaye, bu hiyerarşik düzende yer alan isimleri oyuncunu karşısına çıkartıyor. Oyuncunun yapması gereken ise bu isimleri bir şekilde, ölüm ya da sürgün, elemine ederek hiyerarşinin tepesine çıkmak. Fransa’daki en güçlü kişi olmak.

Bir yandan gücü ede ederken de öte yandan ailemizi unutmamak gerekiyor. Zira ailesiyle vakit geçirmeyen adam, asla gerçek adam olamaz. We. The Revolution‘da aile önemli bir yere sahip. Her bir aile üyesinin farklı bir grubun üzerinde etkisi var. Bu sebeple aile üyelerine verdiğimiz sözleri tutmaya özen göstermeliyiz. Dahası geceleri onlara vakit ayırıp, belli etkinliklere katılmalıyız. Aile bireyleriyle güçlü ilişkilere sahip olmamız saygınlığımızı da yüksek tutuyor.

We. The Revolution ile ilgili son olarak da müzik ve görselliğinden bahsetmek isterim. Oyun genel geçer müziklere sahip. Yeri geldiğinde oyuncunun duygu ve düşüncelerini harekete geçirmekte başarılı bu müzikler. Ama genel olarak bakıldığında aman aman bir etkiye sahip değiller. Oyundaki görselliği ise müziklere kıyasla daha başarılı buluyorum. Özellikle de bağımsız oyunların bütçe yetersizliğinin neden olduğu imkansızlıkların, onları yaratıcı olmaya mecbur kıldığını düşünenlerdenim. We. The Revolution‘ın çizimlerinin de bu gruba girdiğini kabul etmek gerekiyor. Kendine has bir görsel dili olan oyun, bu yönüyle de beni etkilemeyi başardı.

Tüm bunların ışığında We. The Revolution‘ı başarılı bulduğumu belirtmek isterim. Özellikle de ilgi çekici hikayesi ve tekrara düşmeyen oynanışıyla oyun ön plana çıkıyor. Tarihi olayları seven, dil bariyeri bulunmayan ve dahası kaos dolu ortamlarda kararlar almaktan hoşlanan oyunculara Polyslash yapımı oyunu sonuna kadar tavsiye ediyorum. Ve huzurlarınızdan ‘İdaaamm!’ diye bağıran kalabalığın susuzluğunu gidermek üzere ayrılıyorum.

Oynanış8
Hikaye9
Atmosfer9
Grafikler8
Müzik7
Okuyucu Derecelendirmesi1 Oy9
8.2
We. The RevolutionTerimi
We. The Revolution
Fransız İhtilali'nde bir ceza yargıcını oynadığımız yapım, özellikle de tarih seven oyuncuların beğenisini kazanacaktır. Özellikle tekrara düşmeyen hikayesi ve kendine has görselliğiyle oyun oldukça başarılı. Uygun bir fiyattan satışa sunulan We. The Revolution'ı dil bariyeri olmayan tüm oyunculara tavsiye ediyorum.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Oynanış
Hikaye
Atmosfer
Grafikler
Müzik
Toplam Puan

Daha Fazla İçerik
Director Xenite Kapak
Zamanlar Arası Bir Ajan Olmak İster Misiniz? Director: Xenite [İnceleme]