İncelemeler

Styx: Master of Shadows [İnceleme]

Gururlu bir goblinin maceraları

İyi günler Gamist.co okuyucusu. Bugün sizlere elimden geldiğince spoiler vermemeye çalışarak Styx: Master of Shadows’tan bahsedeceğim. Kendisi; Cyanide Studios imzasına sahip, karanlık ve fantastik bir evrende geçen, stealth ağırlıklı ve oldukça Thief benzeri bir rol yapma oyunudur. Başlamadan önce oyunu 2019 Steam Yaz İndirimleri ile oldukça uygun bir fiyata satın aldığımı belirtmek isterim.

Öyleyse oyunumuzun ana karakterinden bahsederek yazıya girişimizi yapalım. Styx, espri anlayışı yüksek olduğu kadar maalesef kısa ve yeşil tenli bir kardeşimiz. Yanlış anlamayın, ırkçılık yapmıyorum ama maalesef kahramanımız oyunda bu özelliklerinden dolayı baya hor görülüyor. Dahası ‘goblin‘ olması da bu konuda kendisine hiç yardımcı olmuyor. Yine de karakterimiz sandığınız kadar yalnız değil. Bir adet klon yaratabilen Styx, bu klon ile oyunun bize gerekli gördüğü yerlerde kapılardan geçirebiliyor, dikkat dağınıklığı yaratabiliyor ve insanları zehirleyebiliyor. Bize ayrılan sürede işimizi hallettik hallettik, halledemedik kendini imha ediyor.

STYX Master of Shadows

Kısa ve Gururlu Goblin: Styx

Styx’e geri dönersek, boyutları küçük olduğu için dar ve küçük boşluklardan geçebiliyor ve gölgelerde olabildiğince saklanabiliyor. Ayrıca masaların ve vagonların altında da istediği kadar takılabiliyor. Şimdi buradan bir iyi bir de kötü sonuç çıkarabiliriz. “Eğer gölgelerde saklanırsam asla görünmem” mantığı ne yazık ki bu oyunda işlemiyor ve aslında bu iyi bir şey çünkü oyuna daha gerçekçi bir hava katıyor. Gardiyanlar saklandığımız gölge ne kadar karanlık olursa olsun, eğer karşımızda duruyorsa yüzümüze bakıp da arkasını dönüp gitmiyor. YAKALANIYORUZ!! Fakat, bu mantık masaların altındayken işlemiyor. Eğer gardiyan bizi masanın altına ya da küpün içine girerken yakalamadı ise istediğimiz kadar oralarda takılabiliyoruz. Dışarı çıkmadığımız ya da bir şeyler devirmediğimiz sürece sorun yok. Bizi GÖRMÜYORLAR!! Peki bu gerçeklik hissine gölge düşürür mü?? Bana kalırsa cevap net bir hayır hayır.

Sandalye, kova, süpürge gibi bilumum hareket edebilen ya da devrilebilen eşyaların içinden geçememek ve onlara çarpınca düşmeleri o kadar tatmin edici ki inanamazsınız. Hele bir de yakınlarda gardiyan varsa, hemen çıkardığınız sesi duyup ensenize biniyor. Fakat Styx‘te duymanın ve görmenin de bir derecesi var. Eğer üstlerindeki imleç kırmızı olmadıysa ‘Ay gördüm sandım herhalde, neyse…’ deyip geri çekiliyorlar. Ama eğer imleç kırmızı olduysa ‘Şimdilik yakalayamadım ama bir daha ki sefere senin belanı…’ oluyor durum. Dahası sizi köşe bucak aramaya başlıyorlar. Bu bakımlardan oyunun, olabildiğince gerçekçi dinamiklere sahip olması büyük bir artı.

Ha diyelim ki yakalandık, en iyi seçenek kaçıp saklanmak. ‘Yok ben yiğitliğime bok sürdürmem, ölene kadar savaşırım son tahlilde’ diyorsanız da siz bilirsiniz. Şahsi düşüncem zorunda kalmadıkça ve birilerine arkadan saldırmadıkça kimseyi öldürmemek yönünde. Çünkü bu oyunda savaşmak hiç zevkli değil. Birebir hadi neyse ama toplu savaş neredeyse imkansız. Styx‘te düşmanlara havadan saldırma seçeneğimiz de var fakat bunu yetenek yükseltmesi yaparak edinebiliyoruz. Gardiyanları boğmanın iki saniyeden fazla sürmesi de olaya gerçeklik katan başka bir faktör. Eğer mevtayı başka yere taşımak ya da saklamak istersek burada çok ufak ama tatlış bir ayrıntı var: Yere kanlar damlıyor. Hatta cesedi uzun süre bekletirsek göl bile oluyor. Gerçi mekandan ayrılınca o kan orada kalmıyor ama olsun bu kadarı da kafi.

Styx ile Ölüm Oldukça Keyifli

Belki ben çok detaycıyımdır ama kılıçlar birbirine çarptığında çıkan kıvılcımlar da efektlere verilen önemin göstergesi bence. Oyunla ilgili bir diğer artı da; ara sahnelerin göze hoş görünür, insanı sıkmayan ve skip edilebilir olması. Ve ve ve sonuncu ve, benim oyunda en sevdiğim olumluluk; bizim minik Styx yüksek bir yerden ölüme doğru uçtuğunda ‘FUCK YOUU!!!’ diye bağırıyor. Adam resmen ‘Senin yüzünden bok yoluna gittim, salak’ diyor yani. Yalan değil bazen sırf bağırtmak için tepelerden aşağı attım çocukcağızı. Umarım o ‘fuck you’ diye duyduğum feryat başka bir şey çıkmaz da, oyundaki serbest atlayışlar boşa gitmez. Neyse çıksa bile biz bunu böyle benimseyelim bence.

Ee bu kadar övdük, iyi yanlarından bahsettik, peki hiç mi kötü yanı yok bu oyunun? Elbette var. Bence en baba olanı daha önce Thief ve/veya Dishonored oynamış olanlar için. Bu iki oyundan birini, ikisini ya da eş değerlerini oynamış arkadaşlar, üzgünüm ama eğer Styx oynayacaksanız fazla bir beklentiniz olmasın. Grafikler güzel, oynaması kolay ama oyunun ekstra hiçbir özelliği yok. Karşılaştırma yapıldığında daha basit kalıyor maalesef. Dahası yan görevler veya açık evrende özgürce dolaşmak gibi düşünceleriniz varsa vazgeçin o düşünceden. Eğer bu iki oyunu veya benzerlerini oynamadıysanız da korkmayın, Styx sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır.

Oyunun bir başka olumsuz yanı da harita olmaması. Ben gittiğim yerleri yukarıdan görmeyi ve hangi noktada olduğumu anlamayı severim. Ama Styx bize basit bir kroki veriyor ve köşeye çekilip oradan gerekli gereksiz her yeri dolanmamızı izliyor (Bunu yaparken de kahkahalarla bize güldüğüne eminim). Oyunda gitmemiz gereken yönü ve mesafeyi gösteren bir ok tabii ki var. Ancak nerede olduğumuzu da görseydik, iyiydi be yapımcı. Gerçi krokiler olabildiğince basit ve anlaşılır olduğu için çok zorlanılmıyor ama ne gerek var yani tahminlerde bulunmaya.

Styx Master of Shadows Gameplay

Kapı Açmak Bu Kadar Basit Olmamalıydı

Daha az rahatsız edici, tam olarak olumsuzluk diyemeyeceğimiz başka bir detay da ‘amber vision’ın pek bir işe yaramaması. Bir noktada ‘Acaba oyunun ayarlarıyla oynasam kapanır mı?!?’ diye düşündürmedi değil. “Yararı olan, zararı olmayan, lafın kısası tek bir amaca hizmet etmekten başka bir işe yaramayan bir özellik!” diyecektim ki meğerse özellik geliştirmesi varmış. Yine de yetenekle ilgili bir beklentiye girmeyin. Zira yeteneği geliştirince ekstra olarak gelen tek şey gardiyanları siluet olarak değil, anlaşılır biçimde görmemiz ve baktıkları yönü anlayabilmemiz.

Oyun ile ilgili bahsetmek istediğim son olumsuzluk kapılarla ilgili. Bence kapıların tasarımı çok güzel yapılmış. İlk görüşte ‘Ooo bu kapılar ne güzel uğraştırır.’ diye sevinmiştim, meğer hiç de öyle değilmiş. Açıkçası otuz saat ‘E’ tuşuna basıp, Styx’in kendi işini halletmesini beklemektense biraz uğraşmayı tercih ederdim. Bir yerlerden anahtar ya da gizli bir kol bulabilirdik. Hiç olmadı klasik yöntem maymuncuk ile uğraşırdık. Neresinden bakarsak bakalım, gardiyan olan bir odayı tuşa basarak açmak ile herhangi bir uğraş göstererek açmak eşit sürerdi. Ayrıca görülme riski eşit bile olsa, uğraş göstererek kapıyı açmak daha heyecanlı olurdu. Kapının açılmasını beklerken televizyona dalmaktan veya mesajlarımı kontrol etmekten dikkatim dağılıyor yahu. Ayrıca o açılan kapı neden açık kalıyor ya?? Neden kapatamıyoruz biz o kapıyı? Eğer kapının arkasında saklanmayı düşünüyorsanız, hiç düşünmeyin arkadaşlar. Tecrübe ile sabittir, enseyi ele veriyorsunuz.

Her şeyi bir kenara alırsak Styx: Master of Shadows için keyifli bir oyun diyebilirim. Oyunun en büyük artısı, grafiklerinin dönemine göre güzel olması. Tavsiye edilen ayarlarda hiçbir değişiklik yapmadım ve şu ana kadar herhangi bir donma ya da görüntüde bozulma da yaşamadım. Laf aramızda, oyunu yaklaşık on yıllık bir bilgisayarda oynadığımı da belirtmeliyim. Buna rağmen canavar gibi çalışıyor oyun. Kontroller desen basit ve akılda kalıcı. Hazır oldukça uygun bir fiyattan satıştayken Styx‘e bir şans vermenizi tavsiye ederim.

Styx: Master of Shadows

Atmosfer - 6
Müzik - 8
Hikaye - 5
Oynanış - 8.5

6.9

İlk defa oyun oynayan biri olsam, bu oyuna sağlam 8 üzeri bir puan verebilirdim. Grafikler, diyalogların akıcılığı ve kontrollerin kolaylığı düşünülünce Styx: Master of Shadows eşdeğerlerinden ayrılıyor. Ama objektif bakacak olursak puanım 6.9. O da yavrumun yediği bunca zorbalığa karşı o kısa boyuna rağmen dik durmasından.

Kullanıcı Puanı: İlk sen değerlendir !

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kapalı