My Friend Pedro [İnceleme]

DeadToast Entertainment tarafından 20 Haziran 2019 tarihinde PC ve Nintendo Switch platformları için My Friend Pedro oyunu piyasaya sürüldü. Unity ile geliştirilmiş ve benim “John Wick simülatörü” şeklinde adlandırmayı tercih ettiğim yeni bağımsız aksiyon-platform oyunu My Friend Pedro‘nun incelemesiyle sizlerle beraberiz. İlk haftasında 250.000 kopya satan, bu bol aksiyonlu, hoplamalı zıplamalı, üzerine bir tutam puzzle serpiştirilmiş oyunu aldık ve sizler için oynadık. Lafı daha fazla uzatmadan My Friend Pedro‘ya geçiş yapalım.

İlk olarak oyunu açtığımızda karşımıza oyunun “art” kısmını yansıtan, duvarların ardından gelen bol baslı elektronik müzik eşliğinde yere serpilmiş mermiler, bir çift tabanca ve oyundaki “arkadaşımız” sihirli muz Pedro ile karşılaşıyoruz. Bu menünün dizilimi bile bizlere önümüzde enteresan temalı bir oyun tecrübesi olduğunun ipucunu veriyor aslında. Menüdeki müzikten bahsetmişken oyunun, özellikle kendimizi ağır aksiyonun içinde bulduğumuz bölümlerinde, ki bu tahmin edebileceğiniz gibi pek de seyrek bir deneyim değil, “yahu abi şu oyunu salıp kulübe mi aksak?” dedirtecek kadar muazzam elektronik müzik parçalarından oluşan bir soundtrack listesi var. Oyuna bu derece adapte müzikler yapmayı başaran Navie D, Noisecream, Nounverber, Battlejuice ve Maks SF arkadaşları buradan tebrik ediyorum.

Sarı ve uçabilen arkadaşımız “Pedro”

Oyunun hikayesinden spoiler vermeyecek şekilde kısaca bahsedecek olursak, oyundaki muz arkadaşımız Pedro‘nun yol göstermesiyle, isimsiz ana karakterimizi yönlendirerek “o platform benim, şu platform senin” şeklinde bolca kan dökerek ilerleyip belirli şahısları ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Uçan sarı arkadaşımızın yanında, yönettiğimiz karakter de “muz” temasına uygun bir şekilde giyinmiş bulunuyor. “Freerunner” tarzıyla hızlı çocuğumuz şehirde ve nice farklı lokasyonda, aksiyondan aksiyona giriyor. Zaten bunların üzerine hikaye hakkında vereceğim çoğu şey spoiler olurdu, çünkü takdir edersiniz ki My Friend Pedro tamamen gameplay ağırlıklı olduğu için hikaye yönünden oldukça fakir bir indie aksiyon oyunu.

Konsantre aksiyon

Oyuna başladığımızda karakterimiz geçmişini unutmuş bir şekilde baygınlık halinden uyanıyor ve uçan muz Pedro‘nun kendini karaterimize hatırlatmasıyla yola koyuluyoruz. Oyuna silah olarak tabanca ile başlıyoruz ve oyun ilerledikçe pompalı tüfek, micro-smg, keskin nişancı tüfeği ve bir adet makinalı tüfek de kullanabileceğimiz silahlar arasına giriyor. Nişan sistemi bu tarz aksiyon oyunlarından alışık olduğumuz üzere faremizin konumuna göre çizgi şeklinde ateş etmek üzere tasarlanmış. Ancak iş çift micro-smg ve çift tabanca kullanmaya gelince iş biraz değişiyor, çünkü oyun burada bize ayrı iki yöne ateş etme seçeneği sunuyor. Bunu da önceden nişan aldığımız pozisyona sağ tıklayıp silahlarımızdan birini o yöne kitleyerek gerçekleştiriyoruz. Bu mekaniği, oyunun ana mekaniklerinden olan “focus” mekaniğinin yanı sıra “wall-jump” yani duvardan duvara atlama ve “dodge” yani havada ya da olduğumuz yerde çeşitli taklalar yahut topaçlıklar yaparak mermilerden sıyrılma mekaniğiyle birlikte kullanabiliyoruz.

Böylelikle oyun, teoride oldukça ilginç kareografiler çıkarabilmemize olanak sağlıyor. Dikkat ettiyseniz “teoride” dedim, çünkü bu mekanikleri art arda kullanarak yaptığınız hareketler bir süre sonra ilk zamanki zevki vermiyor, çünkü durum çok sıradanlaşıyor. Hatta oyunu oynarken bazı durumlarda yapabileceğim onca hokkabazlık bulunmasına rağmen ben sadece dodge tuşuna tekrar tekrar basıp, mermiler geçtikçe açıyı iyi kullanarak düşmanları vurmayı tercih ettim.

My Friend Pedro

Tabi ki bu, oyundaki aksiyon mekaniklerinin düpedüz sıkıcı oldukları anlamına gelmiyor, şayet çoğu yerde oldukça tatmin oldum. Özellikle sallanan ipleri ya da üzerine çıkıp ayaklarımızla yuvarlayabildiğimiz varilleri kombolarımda kullanabildiğim zamanlarda. Bu arada hareket mekaniklerine yardımcı tek eşyalar bu ikisi değil; kaykay tahtası, içinden yuvarlanarak geçtiğimiz dar alanlar, şu an söylersem sürprizi kaçıracak bir belki de bir kaç objeyi; zipline, trambolin, basketbol topu, tava (hatta bildiğiniz PUBG tavası) ve benzeri eşyaların bir kısmını hareket mekaniklerinde, bir kısmını düşmanlarınıza fırlatmada ve bir kısmını ise hem düşmanlarınıza fırlatmada hem de hareket mekaniklerinde kullanabiliyorsunuz.

Artistik hareketler ve kombo sistemi

My Friend Pedro‘daki kombo sisteminden de ayrıntılı bahsetmek gerekiyor. Öncelikle oyundaki her bölüm için Steam tarafından sağlanan bir puan tablosu olduğunu belirtmek isterim. Peki nasıl puan topluyoruz da bu tablolarda yerimizi alıyoruz? Cevabı basit. Ne kadar az hasar alıp ne kadar cambazlık yaparsak ve bu cambazlıkları yaparken ne kadar fazla düşman öldürürsek o kadar fazla puan alıyoruz. Yani şöyle düşünün, bir duvardan fırlayıp havada takla atıp bir varile ateş ederek patlamayla düşmanlarımızı öldürdüğümüzde, sade bir headshottan daha çok puan alıyoruz.

Bu katliamlı cambazlığı yaparken işlerin kolaylaşması için araya daha önceden bahsettiğim focus mekaniği giriyor. Focus karakterimizin “odaklanmasını” sağlayıp zamanı yavaşlatıyor ve biz de bu sayede hamlelerimize daha rahat karar verebiliyoruz. Focus süremiz sınırlı olmakla beraber, kullanmadığımız zamanda ya da kullandığımız sürede bir düşmana hasar verdiğimizde yenileniyor. Böylece uzun kombolar yapabiliyoruz. Yukarıdaki görselde de görebileceğiniz üzere ekranın alt kısmında kombomuza dahil olan hareketlerimiz ve bunlardan aldığımız puanlar oyun tarafından bize gösteriliyor.

Dahası bir bölüm boyunca yaptığınız hareketlerden en şık olanını oyun size highlight adı altında sunuyor ve bu highlightınızı dilerseniz .gif formatında bilgisayarınıza kaydediyorsunuz, dilerseniz de direkt olarak tweet olarak paylaşabiliyorsunuz. Eee sözü geçmişken ben de aşağıya benim highlightlarımdan birini bırakayım bari de iki şeklim olsun.

My Friend Pedro - Highlight

Oyuniçi evrim

Oyuna ilk başladığım bölümler genel olarak “aksiyon, aksiyon, aksiyon ve bölüm sonu” şeklindeydi, fakat ilerledikçe bunun biraz “aksiyon, hareket puzzle’ı, aksiyon, bölüm sonu” tarzı bir hal aldığını farkettim. Eğer benim gibi puzzle sevmeyen bir oyuncuysanız bu kısımlarda biraz sıkılabilirsiniz ancak gözünüz korkmasın, şayet en zoru bile en fazla 3-5 dakikanızı alacaktır. Bu arada bunlara ek olarak, kendi mekaniklerine sahip birkaç boss dövüşü de oyunda mevcut ancak bu dövüşlerden iki tanesi dışında diğerlerinin oyunun genel oynanışının karşısında sönük kaldığını söylemeden edemeyeceğim.

Gameplay konusunda diyeceklerimi toparlayacak olursam My Friend Pedro ciddi dozda aksiyon içeren bir oyun, mekanikleri de kaliteli, hatta bir ara aksiyon sonrası şarjörümü değiştirirken sahnede bir gösteri sunduktan sonra seyirciye selam veriyormuş gibi hissettim. Ancak yine de çığır açan mekaniklere sahip olduğunu söyleyemem. Çünkü ne kadar versatil görünse de aşağı yukarı aynı şeyleri yaparak dövüşüyoruz oyun boyunca.

My Friend Pedro

Atmosfer

Oyunun grafikleri kabul edilebilir düzeyde, ancak benim hoşuma giden şey mekana göre seçilen renk skalaları ve düşmanlarımızın kıyafetleri oldu. Oyunun esprili anlatımının yanı sıra müziklerin ortama uyumu, bölüm dizaynının başarılı bir biçimde yapılmış olduğu hissini yaşattırıyor. Mafyayla dövüşürkenki ambiyansla, daha teknolojik düşmanlarla dövüşürkenki ambiyansın ayrımı, düşman giysilerinden ortam ışıklandırmasına kadar sade bir yaklaşımla ama ustaca halledilmiş.

Burada yazımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz değerli okurumuz. My Friend Pedro ile ilgili düşüncelerinizi bizlerle siz de paylaşmak isterseniz yorum bırakmayı unutmayın. Gelecek yazılarda görüşmek üzere, esen kalın!

Oynanış7.5
Hikaye3.5
Atmosfer8
Grafikler7
Müzik8
Okuyucu Derecelendirmesi0 Oy0
6.8