İncelemelerPC

Moonlighter [İnceleme]

Kılıcınızı alıp çantanızı sırtlayın, Moonlighter ile maceraya çıkıyoruz.

Siz de bazen işi gücü bırakıp, atadan yadigar kılıcı elinize alarak, büyülü zindanlarda ganimet düşmek istemiyor musunuz? Okulla işle geçen günün yorgunluğunu soğuk zindanlarda ‘boss’ peşinde atmak size de cazip geliyor mu? Kılıcınız düşmanın kanıyla ıslanırken, kesenizi altınla doldurmak sizce de harika bir fikir değil mi? Her ne kadar bu dediklerimizi günümüz itibariyle yapamıyor olsak da 11 Bit Studios, hevesimiz kursağımızda kalmasın diye yardımımıza koşuyor. Zira oyun şirketinin biricik oyunu Moonlighter sizi zindanlardan zindanlara serüvene davet ediyor.

Moonlighter başlangıcında elimizi kılıcı almış kendimizi zindana atıyoruz. Bir iki kademe ilerleyip, oyunu öğrendikten sonra yaratıklardan bir güzel dayak yeyip, zindandan dışarıya atılıyoruz. Yerde boylu boyuna uzanmışken ak saçlı ak sakallı dedemiz gelip bizi evimize götürüyor. Biz yatağımızda yatarken dede başlıyor nasihata: Evladım, Moonlighter ailesinden geriye bir tek sen kaldın. Bırak şu zindan sevdasını, geç baba mirası dükkanın başına. Satışını yap, altınını kazan; hem sen kurtul hem de köyü şanlı günlerine geri döndür. Yoksa ölecek gideceksin sen de.‘ 


Sabahları esnaf, akşamları kahraman

Macera tam da bu noktadan sonra başlıyor. Dedenin öğüdünden ile beraber gündüzleri esnaf olarak ticaretimizin başındayken, geceleri hayatımıza zindandan zindana koşan bir kahraman olarak devam ediyoruz. Daha önce kimsenin ulaşamadığı beşinci kapıya varabilmek için diğer dört zindandan anahtarları toplamaya çalışıyoruz. Bu esnada katlettiğimiz yaratıklardan elde ettiğimiz ganimetleri de dükkanımızda satıyoruz. Oyunu en zevkli detayı ise aile yadigarı dükkanda çalışmak. Çünkü Moonlighter dükkanın kontrolünü tamamen size bırakmış. Ganimetleri tezgahta istediğiniz fiyatta satıyorsunuz. Ancak hemen fiyatlarda uçmayın zira müşterileriniz de sizin gibi özgür iradeye sahip. Köylüler fazla pahalı fiyat biçtiğiniz ürünlerin yanından bile geçmezler iken ederinden az bir ücret koyduğunuzda ganimetler kapış kapış gidiyor. Dört beş satıştan sonra fiyatlarda normali yakaladıkça, iyi bir gelir elde etmeye ceplerinizi altın ile doldurmaya başlıyorsunuz.

Tabii kahraman olmanın gerekliliklerinden ötürü kazandığımız altınları köyümüz için harcıyoruz. Dükkanımızı genişletip daha fazla tezgaha, gelişmiş kasaya ya da bol kapasiteli sandığa sahip olmak mümkün. Dahası kesenin ağzını açarak, köye diğer esnafların da dükkan açmalarını sağlıyoruz. Demirci, tahmin edilebildiği üzere, bize yeni zırh ve silahlar yaparak maceramızda daha ileri gitmemizde yardımcı oluyor. Simyacı abla bizim için iksirler hazırlarken, bankacı ise para birikimimizden vadeli kâr elde etmemizi sağlıyor. Retailer, zindana girmeden ganimet satın alabileceğimiz dükkan iken; Hawker kendi dükkanımızı, müşterilerin beğenisini arttıracak şekilde dekore etmemize yardımcı oluyor. Tüm bunları yaparken altına ihtiyaç duyduğumuz kadar zindanlardan düşen ganimetlere de ihtiyaç duyuyoruz. Bu yüzden nerede para kazanacağımıza nerede ekipman geliştireceğimize dair kaynak yönetimini de iyi yapmamız gerekiyor.


Başarının Sırrı Doğru Kaynak Yönetimi

Gündüzleri ter döktüğümüz bu ticareti dönmesi için de geceleri silahlarımızı alıp zindanlara dalıyoruz. Seviye seviye zindanlarda ilerledikçe çantamızı da ganimetlerle dolduruyoruz. Oyunun en can alıcı noktası ise zindandan ne zaman çıkacağını bilmek. Çünkü fazla aç gözlülüğü yapıp ganimet peşinde çok koşarsanız, can verip elde ettiğiniz tüm malzemeleri kaybedebilirsiniz. Risk ve kazanç dengesini iyi ayarlamak gerekiyor, zira oyun bir yerden sonra kansere bağlayabilir. Yine de asıl amacımızın zindanların son kademesine ulaşıp ‘boss’u devirmek olduğunu da unutmamak gerekir. Bu yüzden maddi manevi kaynakları zorlayıp, kendinizi geliştirmekten geri durmayın.

Kaynak yönetimi demişken bazı ganimetleri çantanızda nereye koyacağınıza dikkatli karar vermeniz gerekiyor. Bazı malzemeleri sadece çantanın en sol sütununa yerleştirirken, bazı eşyalar yerleştirildiği anda altındaki eşyayı yok ediyor. Yaratıklar kadar çanta düzeni de oyunda sizi zorlayacak kısacası. Moonlighter‘ın dövüş mekanikleri ise oldukça basit. Zaten kahramanımız topu topuna iki çeşit saldırı tipine sahip, darbelerden de takla atarak kaçınabiliyor. Özellikle dar mekanlarda bu sınırlı kitle savaşmak insanı zorlayabiliyor. Yine de ilk başta biraz güç olsa da bir zaman sonra dövüş sistemine de eliniz alışıyor.

Uzun lafın kısası Moonlighter, Dungeon tipi oyunlar arasında eğlencesi oldukça yüksek bir yapım. Özellikle dükkan sisteminin, oyuna zevk katan bir detay olduğunu yinelemek gerekiyor. Zaten şahsımın, 11 Bit Studios imzalı yapımlara büyük bir beğeni beslediği su götürmez bir gerçek. Moonlighter‘ı da diğer oyunları gibi tüm oyun sevenlere tavsiye ediyoruz.

Bu arada çok alakasız ama üstat Ferhan Şensoy’un ‘Kahraman Bakkal Süper Markete Karşı’ adında oldukça zevkli bir oyunu vardır. Oyunun giriş ekranın da hep bu oyun aklıma gelir. Olur da bir gün denk gelirsiniz, bir şans tanıyın derim.

Moonlighter

Grafik - 7
Hikaye - 9
Oynanış - 7
Atmosfer - 8

7.8

Kütüphanenizde Yer Almalı

Sabahları esnaf olurken akşamları kahraman olduğumuz Moonlighter, bir nevi iki ayrı oyunun harika bir sentezi olmuş. Dungeon tipi oyunları sevenlerin bu oyunu kaçırmaması gerekir.

Kullanıcı Puanı: İlk sen değerlendir !

Kubilay Koyuncuoğlu

Mahallenizin dost Gamist Editörü. Doğuştan Silivrili, soğuk sever. Oyunlar arası ayrım yapmaz, strateji oyunlarına bayılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.




Kapalı
Kapalı